Ana SayfaAkademikDerslerKişiselBlogBağlantı

Yüzüne Sis Dokunan Kadınlar

Kökdemir, D. (2009). Yüzüne sis dokunan kadınlar. Habertürk Gazete, 2 Eylül Çarşamba, s. 20.

Yüzüne Sis Dokunan Kadınlarİnternette her zaman renkli ve ilgi çekici anketler bulmak çok olasıdır. Kullanıcılarında yoğun ilgisi ile özellikle magazin dünyasına ait anketlere katılım da oldukça yüksek oluyor. Bu anketlerden birisinde, “En çok hangi güzelle yemeğe çıkmak istersiniz?” diye soruluyor. Bir yemek anını paylaşmak için can atan katılımcıların tercihlerine göre de Türkiye’nin en çok rağbet alan genç ve güzel kadınları ortaya çıkıyor. “Yemeğe çıkmak” kavramanının kişilerin zihninde nasıl bir öykü oluşturduğunu anlamak her zaman çok mümkün değil. O hayali yemekte, yemeği paylaştıkları kişiye, aslında kendilerinin ne kadar da değerli bir insan olduğunu anlatabileceklerini umuyorlar belki de. Haksızlık etmeyelim, yemeği benim kadar seven pek çok kişi de bu hayali buluşmanın yemek kısmıyla daha çok ilgileniyor olabilirler ya da Yemekteyiz gibi programların etkisi ile acımasız eleştirilerini sunmak için can atıyor olabilirler. Ancak yine de genel ortalamayı düşündüğümüzde, küçüklüğümüzden beri romantik Amerikan filmlerinde gördüğümüz yemek + kahve + belki bir kadeh içki + ve geceyi orada geçirme rüyası daha baskın gibi. Ramazan nedeni ile içki içmem diyorsanız, o kısmı ayran ile değiştirmemiz mümkün; yeter ki bütün bunları paylaşacağımız o ünlü güzelle bir kerecik olsun buluşma şansı ayarlanabilsin.

Listede dereceye giren ünlülerimizi herkes gibi ben de tanıyorum ama hiçbiri ile resmi olarak tanışmadım. Bu nedenle onların bu tür listelerde olduklarında ne hissetiklerini hatta haberdar olup olmadıklarını bile bilmiyorum. Tanımadığımız insanlarla ilgili olarak genellemeler yapmanın ne kadar hatalı olduğunun da farkındayım ancak yine de pek çoğunun yüzünde hep hüzün varmış gibi gelir bana. Listedeki isimlerden bir tanesini öğrenci olarak biliyordum, benim sınıflarımda değildi ama kafası hızlı çalışan, yaratıcı, heyecanlı ve iyi bir öğrenci olarak tanımlanırdı. Hiç değilse psikoloji derslerindeki performansı ortalamanın üzerindeydi. Artık öğrenci değil ve artık – maalesef – çocuk da değil. Birkaç yıl önce sınavlardan yüksek not almak belki de en önemli sorunu halindeyken, şu anda çevresindeki yaşından büyük pek çok olay ve kişi ile uğraşmak zorunda. Bu yeni hayatında istediği gibi giyinemez, istediği gibi dolaşamaz, istediği gibi konuşamaz, istediği zaman ve yerde ağlama özgürlüğü bile olamaz. Artık o, kamuya malolmuş bir ünlüdür. Gazetelerde yer alan her ünlü gibi, artık onun kafasının içindekiler değil kıyafeti, makyajı, saçı, kiminle aşk yaşadığı önemlidir. Kendisini tanımaya ve belki de gerçek kendisini bulmaya yaklaştığı yaşlarda şöhretin ışığına rağmen kendisini karanlıkta buluvermesi ne kadar da üzüntü verici.

Bizden farklı ve daha ünlü olan insanların aslında mutsuz olduklarına dair bir yanılgımız hep vardır, bunu biliyorum. Bu yanılgının nedeni, kendimizi, kendi yaşadığımız dünyada en az onlar kadar mutlu ve değerli hissetmekten istememizden başka bir şey değildir. Ancak yine de, şanseseri bile olsa, neredeyse çocukken gördüğünüz bir kişinin, içine dalmak zorunda kaldığı o şöhret dünyasında yüzünde hüzünlü bir sis ile yaşamak için bocaladığını görmek ve takipçilerinin ise onu sadece güzelliği sürdükçe takip edeceğini bilmek korkunç. “En çok hangi güzelle yemeğe çıkmak istersiniz?” yazılarının yanıbaşında zaman zaman gördüğümüz “Eskiden herkes onlara hayrandı” başlıklı yazılarda yıllanmış ünlülerin nasıl unutulmaya yüz tuttuğunu görmüyor muyuz? Sadece güzelleğe değer vermeye alışmış magazin dünyasında kim bilir kimlerin çocukluk hayalleri yok oluyor? Kim bilir bundan 20 yıl sonra şu an hayranlıkla takip ettiğimiz kimler unutulmuş olacak?

Keşke hiç büyümeseler, keşke hiç büyümesek.


Gazete Yazıları

Aslında gazetelerde ya da haber niteliği taşıyan yazılarımın çoğu doğal olarak psikoloji ile ilgili; ama bilimsel makale biçiminden farklı olarak amacı sadece bilimcilere değil, herkese hitap etmek. Bir kısmı çok eski olduğu için bulabildiklerimi aşağıda sıraladım; tüm liste için özgeçmişime bakabilirsiniz (Word, 84KB).

Yazıların gazetelerdeki orijinal hallerinin PDF dosyaları her zaman elime geçmiyor, böyle durumlarda yazının aynısını dosya olarak kendim yaratıyorum. Ancak PDF dosyaları çok yüklü olduğu için size HTML hallerini sunuyorum, bağlantıları açtığınızda gazetedeki yazının bir kopyasını bulacaksınız.



HomeAcademicCoursesPersonalBlogContact(c) 2009, Doğan Kökdemir